Elazıg Escort bayan Gonca

Anne Çocuk iletişiminde Kaygının Yeri Nedir? Kaygı insanın bir olayla karşılaştığında bedensel, duygusal ve zihinsel olarak yaşadığı uyarılma durumudur. İletişim ise duygu düşünce ve fikirlerin kullanılabilecek her türlü yolla diğer insanlara iletilmesidir. Bayanlar hamile oldukları dönemde ve sonrasında aşırı kaygılı bir ruh haline bürünebilmektedir. Bu durum annelerin hormonsal değişimleri sonucu olduğu varsayılıp insanlar tarafından kabul edilmektedir. Fakat bu kaygı durumu, çocuğun gelişim döneminde, anne çocuk iletişimini olumsuz etkileyebilmektedir.

Anne Çocuk iletişiminde Kaygının Yeri Nedir

Anne Çocuk iletişiminde Kaygının Yeri Nedir?

Anneler içgüdüsel olarak çocuklarıyla ilgilenme ve kollama eğilimde oluyorlar. Bu durum özellikle ilk çocuk, tek çocuk, tek erkek çocuk, tek kız çocuk veya uzun zaman sonra doğan çocuk sonucu daha da artmaktadır. Tabi anneler “aman çocuğum üşümesin, ağlamasın”, “çocuğum hasta olursa ne yaparım”, “mikrop kapan çocuğum incinmesin” şeklinde kaygılar sonucu çocuklarının üzerine titriyorlar.  Hele ki çocuklarının dışarı çıkmasını engelleyen, başka çocuklarla oynamasına izin vermeyen anneler kendi içlerindeki kaygıyı çocuklarına yansıtmaktadırlar.

Aşırı kaygı durumu ebeveynlerden daha çok annede ön planda olsa da babalar da aşırı korumacı olabilir. Anne babaların çocuklarına karşı duyduğu abartılı sevgi bazen yerini endişeye bırakabilir. Endişe zamanla yerini aşırı korumaya bırakabilir.

Anne çocuk iletişimi aynı zamanda anne baba ilişkisini de etkilemektedir. Annelerin kaygı sonucu oluşan aşırı koruyucu tavırlarının benzerlerini eşlerinden de göremezlerse bu durumda babaları suçlayabilirler. Bununla başa çıkabilmenin en kolay yolu babalarında eşlerine yardım etmesidir. Bu şekilde anne babalar kaygıyı kendi aralarında dağıtabilirler. Anne ve babalar ortak bir tavır sergileyip çocuklarının gelişimine yardım etmelidir.

Tabi ki aşırı kaygılı davranışlar çocukların gelişim sürecini ve okul hayatını etkilemektedir. Sürekli korunup kollanan çocuğun toplumsal gelişimi de engellenmiş olabilir. Buda çocukların arkadaş ilişkilerini olumsuz etkileyip arkadaşları tarafından istenmemesine neden olabilir.

Çocukların gelişim sürecini sağlıklı tamamlayabilmelerinde anne babanın rolü çok büyüktür. Sevgi ile koruyuculuktaki dengeyi tutturmalı, ölçülü davranışlarla çocuğa kendini birey olarak hissettirmelisiniz. Kendi başına yemek yiyen, kendi giyinmesine izin verilen, kendi tercihlerini yapabilen, arkadaşlarının yanına çıkabilen çocuklar kaygı ve korkudan uzak sağlıklı olarak gelişimlerini tamamlayabilirler.

Elazıg Escort bayan Meltem

Ateşli Ve Bulaşıcı Çocuk Hastalıkları Nelerdir? Mikroplar insana ya doğrudan bulaşır, ya da hasta olan insanların salgıladıkları salgılardan bulaşır. Bazen mikroplar, canlı ve ölü taşıyıcılar tarafından bulaştırılır. Sağlıklı kişilerde farkına varmadan taşıyıcı olabilmektedir. Çeşitli hayvanlar özellikle böcekler ve sineklerin mikrop taşıma özelliği çok yüksektir.

Ateşli Ve Bulaşıcı Çocuk Hastalıkları Nelerdir

Ateşli Ve Bulaşıcı Çocuk Hastalıkları Nelerdir?

Bir hastalık virüsü vücuda girdiği zaman beyaz küreler ve kandaki bağışıklık hücreleri o virüsü yok etmek için vücuda giren virüsle savaşmaya başlarlar. İnsan vücudunda bulunan bu savaşçı hücreler vücuda alınan besinlere, vücudun direncine, kişinin geçirdiği hastalıklara ve ruhsal etkenlere bağlı olarak değişir. Bağışıklık sistemi güçlü olan bir insan yani vücudunda yeterli miktarda savaşçı hücre bulunan kişiler kolay kolay hastalığa yakalanmazlar. Fakat bağışıklık sistemi zayıf olduğu zaman savaşçı hücreler yenilir ve hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar.

Bir virüsün vücuda girip belirtilerini göstermeye başladığı ana kadar geçen süreye kuluçka süresi denir. Hastalıklarda kuluçka dönemi, mikrobun türüne, miktarına ve hastalığın cinsine göre değişir. Ateş başlı başına bir hastalık değil hastalık belirtisidir. Ateş vücudun koruma sisteminin harekete geçtiğinin bir işaretidir. Eğer çocukta ateşten başka bir hastalık belirtisi yoksa ve çocuğun neşesi yerindeyse korkulacak bir durum söz konusu değildir. Yine çocuklarda görülen hafif öksürük, göz nezlesi, burun akıntısı gibi küçük belirtiler genelde bir hastalık belirtisi değildir.

Ateş ile birlikte dalgınlık, nefes darlığı, ishal gibi bir belirti varsa ve çocukta genel olarak bir huzursuzluk durumu varsa  vakit kaybetmeden bir hekime başvurulmalıdır. Çocuklarda yüksek ateşin iki büyük tehlikesi vardır;

  • Havale
  • Su kaybı

Ateşi olan çocuk, büyüklere oranla daha fazla sıvı kaybeder. Ateşi olan çocuklara yapılması gereken şey terleme yolu ile vücuttan atılan suyun ağız yolu ile bol bol verilmesidir. Ateşi olan çocuğun üstü açılmalı, kıyafetleri ince ve rahat olmalı, buzlu su ve alkol gibi yanlış uygulamalardan kaçınılmalıdır.

Çocuklarda, ateşli havale bilinç kaybı ile beraber azalarda ve yüz kaslarında meydana gelen istemsiz kasılma ve titreme oluşturur. Bu tür ateşli havaleler genelde çocuklarda bir ilâ üç yaşlarında görülür…

Elazığ Hostes Escort Esin

Ceza Vermeden Önce Çocukla Nasıl Konuşulmalı? Çocuklarla aileler genel itibariyle konuşmamaktadırlar. Çocuklarını gerçekten tam bir çocuk, bebek olarak görmekte ve onunla konuşmanın bir anlam ifade etmediğini düşünmektedirler. Oysa çocuğunuzla konuşmanız büyük anlam ifade etmektedir. Çünkü çocuğunuzla konuştuğunuz halde hem çocuğunuz sizi anlayabilecek, hem de siz  çocuğunuzu anlama imkânı yakalayacaksınız.

Ceza Vermeden Önce Çocukla Nasıl Konuşulmalı?

Çocuğunuz bir suç işlediğinde nedenini niçinini sormadan direkt olarak ceza vermeniz yapacağınız en yanlış davranıştır. Bu davranışınız nedeniyle hem çocuğunuzun sizinle arasına bir soğukluk girecektir hem sizden korkacaktır hem de verdiğiniz ceza hiçbir işe yaramayacaktır. Çünkü çocuğunuz için verilen ceza geçicidir. Ne o sizi anlamıştır ne de siz onu anlamışsınızdır. Öncelikle onu anlamaya çalışmalı ardından da çocuğunuza kendinizi anlatmaya çalışmalısınız.

Ceza Vermeden Önce Çocukla Nasıl Konuşulmalı

Mesela çocuğunuzun yaptığı hata; okula gidiyorum diye evden çıkarak, okula gitmeyip başka bir yere gitmesi ve bunu da sizin öğrenmeniz olsun. Aileler genelde bu durum karşısında çileden çıkarlar. Ve çocuklarını dövmek, hakaret etmek gibi yollara başvururlar. Ya da gerçekten ağır cezalar vermektedirler. Oysa okuldan kaçmak her çocuğun öğrenim dönemi içinde yaptığı davranışlardır ve bu kadar büyük bir tepki ile karşılanması normal değildir. Çocuğunuz okuldan kaçtıysa öncelikle onun neden okula gitmediğini öğrenmelisiniz.

Çocuğunuzun okula gitmeme sebebine göre onunla bir konuşma gerçekleştirebilirsiniz. Çocuğunuz ilk başta konuşmak istemeyebilir. Onu anlamak istediğinizin ona kızmayacağınızın güvencesini vermeniz gerekmektedir. Çocuğunuz okula neden gitmediğini anlattıktan sonra nereye gittiğini sormalısınız. Ve gittiği yer tehlikeli bir yer değilse tepki yükseltmemelisiniz.

Ancak gittiği yer tehlikeli bir yerse bu yerin tehlikelerinden bahsetmelisiniz. Çocuğunuza gittiği yeri bilmediğinizden dolayı, onun başına bir iş gelmiş olsa ona yardımcı olamayacağınızı ve bu durumun size zaman kaybettireceğini anlatmalısınız. Çocuğunuza tüm bunları anlattıktan sonra emin olun sizi anlayacak ve bu şekilde bir davranışı bir daha kolay kolaya yapmayacaktır.